Asgari ücret 3100 lira olursa psikolojik olarak biteriz...

     Asgari ücreti 3750 lira beklerken, 3100 lira iddiaları atıldı ortaya. Tamam, 3750 lira da olsa, 4 bin lira da olsa bizi kurtarmayacak. Ama 3750 lira diye beklerken 3100 lira yaparsanız da morallerimizi alt üst edersiniz.

SONUNDA YENİ ÇAMAŞIR MAKİNESİ ALDIK…   

     Çamaşır makinesinin iskeleti değişecekmiş. 1500 lira istediler. Biz de o parayı vermek yerine yeni aldık. Profilo aldık yine. Eski makinemizde aynı markaydı. Ve uzun süre kullanmıştık.

ÖNEMLİ OLAN, ÇÖP ATILMAMASINI SAĞLAMAK…

     Denizlerden atık toplamak için sistemler kuruluyor falan. İyi güzel de. Önemli olan işin kaynağına inmek. Yani, insanları bilinçlendirmek. Artık bundan sonrası için denize çöp atmamalarını sağlamak.

TUTMAZ DEDİĞİM PROGRAM TUTTU…

     Kanal D’deki, “Şarkılar Bizi Söyler” programı tutmaz diyordum ama tuttu be.

 

Erdal Özyağcılar, Çok Güzel Hareketler'in konuğu...

     Bu pazartesi günü yayınlanacak olan Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’de konuk, Erdal Özyağcılar. Sonunda bir oyuncuyu konuk olarak aldılar- Diğer konukları hep şarkıcı diye hatırlıyorum- “Skeç nasıldı?” diye sorusuna Erdal Özyağcılar nasıl cevaplar verdi acaba? Şimdiden merak ediyorum.

AZ SU İÇMENİN ZARARLARI…

     İnstagram’da bir paylaşımda okudum da. Yeterince su içmemek ne hastalıklara yol açıyormuş öyle. Az su içiyorsanız, fazla su içmeye bakın.

HOŞLANMADIĞIM İNSAN TİPLERİNDEN BİRİ DAHA…

     Masadan biri kalkıp gittiği zaman, arkasından atıp tutan insanlardan hiç hoşlanmıyorum.

GECELERİ BİR ŞEYLER YEMEYE, “HAYIR” DİYEMEMEK…

     Geceleri insanın midesi kazınıyor ve bir şeyler yemek istiyor. Ama siz siz olun, nefsinize uymayın. Ben genelde nefsime yeniliyorum. Çikolata, kek falan götürüyorum.

 

    

    

    

Konuşanlar programı ahlakımızı bozuyormuş...

     Hasan Can’ın programı, Konuşanlar hakkında RTÜK inceleme başlatmış. Ahlakı bozuyormuş.

ÇAMAŞIR MAKİNESİNİN TAMİR EDİLMESİNİ BEKLERKEN…

     Çamaşır makinesinin parçası değişmesi gerekiyor dendi. Parçayı bekledik. Parça geldi. Bu sefer makinenin alt bölümü çürümüş. İskeleti değişmesi gerekiyormuş. Ona da 1500 lira istediler. Yeni çamaşır makinesi bakmaya başladık.

SIFIR ÇEKEN BEŞİKTAŞ…

     Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’nde sıfır çekti. Hem Sergen Yalçın, hem de Beşiktaş adına üzüldüm. Bundan sonra Sergen’in, Beşiktaş’a vereceği bir şey kalmadı gibi.

EMEKLİ MERKEL...

     Almanya Başbakanı Merkel, görevini devretti. Artık resmen emekli.

AYDAN GELEN TAŞA DOKUNDUĞUNUZ SERGİ…

     İstanbul’da, NASA Uzay Sergisi açılmış. Milletimizin ilgisini en çok, Ay’dan getirilen ve herkesin dokunabildiği Ay taşı çekmiş.

    

Pandemi, yüzyılın öğretmeni mi?

      Birol Güven, “Pandemi, yüzyılın öğretmenidir. Bize çok şey öğretti. Evden çalışılabileceğini onun sayesinde öğrendik” dedi.

     Doğrudur. Bunu herkes görmüş oldu.

     Ama bizden götürdüklerinin yanında, bize verdiklerinin lafı bile olmaz.

YORGUNUM… 

     İnstagram’da bir hesapta, aslan burcunun şu aralar çok yorgun olduğu yazılmış.

     Evet, bu aralar çok yorgunum. İşten dolayı yorgunum.

     Hayattan dolayı yorgunum.

     Yorgunum dostlarım, yorgunum yorgun.

OLMADI GÜLSE…

     Gülse Birsel, bir banka için çektiği reklamı, kendi İnstagram hesabında yayınlamış.

     Senin ihtiyacın mı var böyle şeylere.

     Sen YouTuber mısın? Ben pek hoş karşılamadım.

SÖZ KESENLER…

     Devamlı konuşmanın arasına giren iki sunucu var.

     Biri, Fatih Altaylı. Diğeri de, Murat Kosova.

     Bu iki isim, konuklarının konuşmalarına bir türlü fırsat vermiyorlar. Devamlı aralara giriyorlar.

     Allah rızası için girmeyin milletin konuşmasının arasına. Bırakın da millet rahat rahat konuşsun.

ADİLE NAŞİT’İN ÖLÜMÜNDEN  BİRKAÇ SAAT SONRASI…

     Geçen bir arkadaşım İnstagram’dan bir video attı bana. TRT arşivinden bir video idi.

     Kuruntu Ailesi dizisinin setinden yapılan yayında, kısa süre önce ölüm haberini aldıkları Adile Naşit hakkında konuşuyorlardı.

     Gazanfer Özcan, eşi, kızı, Suna Pekuysal. Hepsi çok üzgün ve darmadağındılar.

     Meğer Adile Naşit, o dizide de oynuyormuş.

     Acı haberi ilk duydukları andaki duygularına şahit olmak etkileyiciydi.

6 AY BEKLEYECEKLER…

     Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni sistemin meyvelerini 6 ay sonra yiyeceğimizi söylemiş.

     Birkaç gün önce yazmıştım. Bizim millete süre ver, beklerler.

     Bu 6 ayı bekleyecekler.

     Ama bu süre sonunda ekonomide rahatlama olmazsa yüksek oranlarda oy kaybına uğrar.

BÖYLE BİR GİRİŞ OLMAZ…

     Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin mitinginde kalabalığa daha bir merhaba demeden hemen konuşmaya girdi.

     Daha başlarken gol yedi resmen.

     Bu olacak iş değil.

KLASİKLER NEDEN ÇOK OKUNUR?

     Bir arkadaşım İnstagram hesabında sormuş, “Klasikler niye her zaman en çok okunanlar arasında yer alır?” diye.

     Pat diye benim aklıma bir şey gelmedi.

     Düşününce bazı şeyler geliyor insanın aklına bir şeyler de.

     Peki sizce neden?

ÇİN MODELİ…

     Bu arada, şu anda uygulamaya başladığımız ekonomi modeli Çin’e aitmiş.

     Çin, bu modeli yıllardır uygulayarak bu hale gelmiş.

     Bizim birkaç ayda beklediğimizi alamayacağımız söyleniyor.

     Önümüzdeki günler gösterecek ne alıp, ne alamayacağımızı.

KULÜP DİZİSİ…

     Kulüp dizisi, Murat Soner’den geçer not alamadı.

     Murat Soner’den kolay kolay geçer not almak zor zaten. Bu diziyi izlemedim.

     Dizinin iyi başladığı fakat devamının iyi getirilemediğine dair bir şeyler duydum.

     İzleyenleriniz varsa sizin görüşleriniz nelerdir?

DÜNYANIN EN SOĞUK YERİ VİDEOSU…

     2021’in, YouTube Türkiye’deki en çok izlenen videoları arasında Ruhi Çenet’in, dünyanın en soğuk şehrine yolculuk videosu da yer almış.

     O videoyu, ilk yayınladığında dönemde izlemiştim ve çok etkilenmiştim.

     Hala izlemeyenleriniz varsa aranızda, muhakkak izleyin derim.

BU DA MI GÜZELLİK YARIŞMASI BİRİNCİSİYMİŞ…

     Pınar Altuğ da, güzellik yarışması birincisiymiş.

     Bunu bilmiyordum. Şaşırdım. Direk dizilerden başladığını sanıyordum.

     Bu gibi birkaç kişide daha şaşırmıştım. Mesela, Jülide Ateş.

     O da güzellik yarışması sayesinde televizyon sektörüne adım atmış.

MAKİNEYE SIKIŞAN 650 LİRA…

     Çamaşır makinesi su kaçıyordu. Servisten geldiler. Garanti süresi bitmişti.

     Sadece gelmeye 85 lira istediler. Garanti süresinde olmadığı için.

     Baktılar, ettiler. 650 liracık sıkışmış makineye. Önden de 100 lira aldılar.

     Salı günü malzeme gelip taktıktan sonra da geri kalanını alacaklar.

DÜNYADAN UZAK…

     Pinhani’nin, Dünyadan Uzak şarkısı.

     Slow Türk’te dinlerken denk geldim. Alıp götürdü beni düşüncelere.

     Dünyadan uzak neresi olabilir ki kardeşim? Ancak öteki taraf.

     Dünyadan bu kadar bıktık işte. Bu da kıyamet alametlerinden biri bu arada.

PEMBE MEZARLIK…

     Model grubunun da, Pembe Mezarlık şarkısına denk geldim.

     Çıktığı dönemde çok beğenilmişti. Şarkıyı dinleyince, özlediğimi fark ettim.

     “Güzel şarkıydı bu” dedim. Tekrar dinlemenizi öneririm. Hiç duymadıysanız daha iyi.

     İlk defa dinleyecek olmanın tadı daha da bir başka.

    

 

Senin dilin ne söylir Elon Musk...

     Elon Musk, Matrix gibi bir simülasyonda yaşadığımızı açıklamış. Dünyanın düz olduğundan, Piramitleri uzaylıların yaptığına dair bir çok iddiadan sonra bu da hiç şaşırtıcı değil aslında. İpe sapa gelmez şeyler olsa bile dikkatimizi çekiyor işte.

İKİNCİ MÜDAHALE VE BUNA TEPKİ…

     Dolar ve Euro aralarında, “Ben seni geçeceğim”, “Yok, ben seni geçeceğim” tartışması yaparken Merkez Bankası, ikinci kez piyasaya müdahale etti. Prof. Dr. Özgür Demirtaş ise, “Rezerv satmayın” dedi.

TÜİK, “YASSAH” DEDİ…

     CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TÜİK’e alınmadı. Bu olaydan sonra TÜİK, Twitter hesabını yorumlara kapatmış.

GAZETE OKUMAYI ÖZLEMEK…

     Geçen hafta gazete almıştım. Ancak fırsat bulup da okuyabildim. Hafta sonu ekleri güzel oluyor gazetelerin. Gazete okumayı özlemişim.

Üç öğün pizza yemek...

      Show TV’de bir tane dizi vardı. Yerli Malı’ydı galiba ismi.

     Sabah akşam yemekte pizza yiyorlardı. Ben de o aile gibi sabah akşam pizza yemeyi deneyimlemek isterdim.

     Eskiden pizzaya karşı böyle bir sevgim yoktu. Ama nedense son zamanlarda çok sever oldum.

     Ve günde üç öğün pizza yiyebilirmişim gibi hissediyorum. Tabi bu, sadece bir his.

     Sonuçta ne olursa olsun, insan bıkar yediği şeyden. Farklı tatlar arar.

     Bu arada aklıma şu geldi yazıyı yazarken: Belki çoktan bir YouTube kanalı pizza yemenin videosunu yapmıştır.

     Bir gün, sadece pizza yedim gibi başlığı olan bir video mesela.

KAPANAN BİR DERGİ…

     Mekan Dergi diye bir dergi vardı. Az önce resmi İnstagram hesaplarında gördüm. 12’inci sayıları ile veda ediyorlarmış.

     Bu habere üzüldüm. Galiba bu dergiciliğin kaderinde olan bir şey. Gün gelip kapanmak.

     Çok ünlü yazarların bile dergileri kapanmış. Ama her şeye rağmen bir şeyler yapmışlar. 12 sayı çıkarmışlar. Denemişler.

     Bu bile çok güzel bir şey. Dışardan gördüğüm kadarıyla, isim yapmış dergileri çok takip eden var.

     Masa, Kafa, Kafka Okur gibi dergiler, en azından kendilerini geçindirecek kadar kazanıyorlardır diye düşünüyorum.

     Umarım yanlış düşünmüyorumdur. Yeter ki kazansınlar ve böylece edebiyat ateşi hiç sönmesin.

BİZİ 4 BİN LİRA KESER Mİ?

     Asgari ücret görüşmeleri başladı. 2022 yılı için asgari ücret 3750 lira düşünülüyormuş.

     Bugün medyaya yansıyan haber böyleydi. Bence bunu 4 bin liraya bağlarlar. Net elimize 4 bin lira geçer. Ama bu rakam bizi kurtarmaz.

     Paranın değeri her gün düşüyor. Her ay ya da 2-3 ayda bir, asgari ücrete zam yapılması gerekir ki, asgari ücretli ezilmesin.

     Bu da mümkün olmadığına göre. Bu haberlere eskisi gibi sevinmiyorum artık.

KENDİ HALİNDE KOMEDYENLER…

     Kendi halinde komedyenler var ya. Komedi kulüpleri falan var. Belli bir kitleleri olan. Belki Türkiye tanımıyor onları.

     Ama kendi çaplarında sevdikleri işi yapıyorlar. Kazançları da en azından kendi kendilerini geçindirecek kadarsa, ne güzel.

     İnsan mesleğinde zirvelere gelmek için elinden geleni yapmalı. Ama olmuyorsa da bunu kafaya takmamalı.

     Hayatı kendine zindan etmemeli. Kendi yağında kavrulup hayatına devam etmeli.

KEDİ SEKTER…

     Bu aralar Ahmet Hakan’ın kedisi Sekter medyada çok meşhur. Bülent Arınç ile atışıyor Ahmet Hakan.

     Bu atışmada konu bir anda Sekter’e geldi. Ahmet Hakan’ın kedisini daha önce gördünüz mü?

     Hangi kedi türü olduğunu bilmiyorum. Ama bakışları sert, kendisi sert. Sevmeye çekinirim ben.

     Yanına yaklaşmaya mangal gibi yürek ister.

TARİH VERMENİN CAZİBESİ…

     Süre vermenin bir cazibesi var, bilmem farkında mısınız? Birine bir şey söylersin. Hemen sana, “Ne zaman?” der.

     Süre verirsen rahatlar. Ve hemen kendini süre bitimine kurar. Resmen bir çalar saat gibi. O süreyi bekler.

     Ve süre sonunda da dediğin şeyi yapamazsan, bağırır çağırır.

     O yüzden bizim siyasette olsun ya da normal hayatta olsun, birine, “Şu kadar sürede işin görülecek dersen” ikna olur.

BEKARLIĞIN GÜZEL YANLARI…

     İnstagram’da gezerken bir hesapta, bekarlığın güzel yanları diye bir paylaşım yapılmış. Garibime gitti.

     Çünkü hiç daha önce böyle bir paylaşımla karşılaşmamıştım. Genelde evlilik ön plana çıkarılır. Güzel yanları anlatılır.  

     Yaşadığımız dönem biz de de bekar kalmak isteyenlerin sayısını yükseltecek gibi.

     Artık yalnız yaşamaya daha çok özeniyoruz ya da özendiriliyoruz gibi.

SESSİZ İNSANLAR, İYİ İNSAN MI OLURLAR?

     Sessiz/sakin görülen insanlar hiç de öyle olmayabilirler.

     Genelde bu tip insanlar için, aynı zamanda iyi olduklarını düşünürüm.

     Sessiz ve sakin insanlar, otomatik olarak iyidirler gibi bir düşünce olmuşmuş ben de nedense. Ama işin aslı öyle değil tabi.

     Birkaç gün önce yaşadığım olay, bana bunu öğretti. Ben o kişi ya da kişilerin iyi birer insan olduklarını düşünürken, içlerinden birer canavar çıktı.

     Ne kötü düşünceler barındırıyorlarmış içlerinde. Meğer neler düşünürlermiş. İnsan, bilinmez bir kutu.

     Bu kutudan bana da sürpriz çıktı.

BOŞ MUHABBETLER DÖNEN UYGULAMA…

     Clubhouse’a bayadır girmiyordum. Odalara bir göz attım neler konuşuluyor diye. Boş muhabbetler çoğunlukta.

     Nedense son dönemde bu uygulama bana çok itici geliyor. İlk başlarda çok parlak bir fikir gibi gelmişti oysa.

     Uygulamayı aslında çoktan kaldıracaktım. Ama gün gelir lazım olur diye kaldırmıyorum.

     Toplumsal bir olayla ilgili, sıcağı sıcağına görüşleri dinlemek güzel oluyor.

     Onun dışında da belki arkadaşlarla falan bir şeyler yaparız düşüncesi var. O yüzden, “Dursun bir kenarda” diyorum.

    

    

Yazmaya nereden başlamalıyım sorusuyla yazarları darlamanın bir anlamı var mı?

      Her yazara sorulan klasik sorulardan biri vardır. “Yazmaya nereden başlamalıyım?” diye.

     Bu soruyu soran, sadece soru sormak için sormuş olan biridir. Ne çok soru kelimesi geçti öyle.

     Bu çağda, internetten her istediğini bulabildiğin çağda, bu da soru mu kardeşim? Kaç tane yazarın röportajı var.

     Bunun üzerine yazılmış yazılar var. Eğer sen yazmak istiyorsan ve nereden başlayacağını öğrenmek istiyorsan kaynak çok.

     Bu soru artık bana çok abes geliyor. Sizce çok mu katı düşünüyorum?

     Yazıyla ilgilenen herkese, bu soruyu sormak, insanları darlamak hoş bir şey değil bence.

     Bu durum sadece yazarlık için değil. Her meslek için geçerli bu arada.

BİRAZ OLSUN MÜTEVAZİ OLMAK…

     Bu akşam YouTube’da bir video izledim. Videoda bir yazar konuktu.

     Kitapları, yazma serüvenine nasıl başladığı gibi her zaman ki standart sorular soruldu falan.

     Hemen bir not: Sorular ne kadar standart olursa olsun, cevaplar her zaman ilgimi çekmiştir.

     Kadın yazarımıza soru yönelten erkek sunucumuzu biraz havalı buldum.

     “Ben de yazarım. Oradan biliyorum” diye yorum yapmalar.

     “Bir zaman müzik yapmıştım. Müzikte de şöyledir falan” gibi konuşması, kendisini soğuttu benden.

     Tamam, bir şeyleri biliyor olabilirsin. Ama kardeşim bunu da gözümüze sokma. Biraz mütevazi ol. Böyle kasılmalar falan.

     Ellerinde yüzükler. Kendisine yazar havası vermeye çalışmış. Çokça görmeye başladığım tarza benzemiş.

     Önemli olan başkalarına benzemek değil, kendin olmak.  

BANKACILIĞI BIRAKIP YAZAR OLMAK…

     Az önce yukarıda bahsettiğim kadın yazarımız Müjde Alganer’di. Kendisine İnstagram’dan denk geldim.

     Ve takip etmeye başladım. Kitapları var. Hikayeler yazıyor. Kendisi daha önce bankacıymış. Mesleğini bırakıp yazarlığa başlamış.

     Şimdi, o bir yazar. Ben böyle cesaretli insanları seviyorum. Bankacılığı yani işini bırakıp, hayallerinin peşinden gitmiş.

     Şimdi de hayallerini yaşıyor.

     Hasan Can Kaya, YouTube’daki bir röportajında, “Hayallerin için part time çalışarak bir yere varamazsın. Ne işim gücüm varsa bıraktım ve sadece hayallerime odaklandım” demişti.

     Bankacılığı bırakıp direk yazarlığa yöneldiğini duyduğumda, aklıma hemen Hasan Can Kaya’nın söyledikleri geldi.

     Darısı bize yani, tüm Blogger’ların başına.

     Blog dünyasında da böyle başarı hikayeleri var. Peki yeni hikayeler neden olmasın.

     Belki bu yıl, o başarı hikayelerinin yazılacağı yıl olur.

YENİ YIL YAZILARI VE VİDEOLARI BAŞLAR ARTIK…

          2022’ye son bir ay kala ilk defa yeni yıl ifadesini kullandım.

     Şimdi bu son 30 günde kim bilir kaç yazı yazılacak bunun üzerine.

     Bilmem kaç tane de video çekilecek.

     Eğer bu yazılara denk gelirsem, okuyacağım. Eğer bu videolara denk gelirsem, izleyeceğim.

     Ne kadar pandemi tam olarak bitmese de. Ne kadar ekonomik sıkıntılar olsa da. Yeni bir yıl, yeni umutlar demek.

     Ve insanı yaşatan umutları. Belki yeni bir iş. Belki bir eş.

     Belki de bu sene hayallerine kavuşacak olmanın umudu. O senenin, bu sene olma umudu.

YETENEK SİZSİNİZ’Lİ YILLAR GÜZELDİ…

     O Ses Türkiye’ye katılan bir yarışmacı, meğerse yıllar önce Yetenek Sizsiniz Türkiye’ye katılmış. 10-12 yaşlarında.

     O yarışmanın görüntülerini gösterdiler. O programı hatırladım. Bir zamanlar ortalığı kasıp kavuruyordu Yetenek Sizsiniz.

     İşte o zamanların yarışmacılarından biriymiş. Şimdi yıllar sonra O Ses Türkiye’ye katıldı ve jürileri döndürmeyi başardı.

     Kimleri döndürdüğünü hatırlamıyorum şimdi. Yetenek Sizsiniz’in popüler olduğu günler, güzel günlerdi.

     Hatırlıyorum, Tarık ve annesi gelmişti oturmaya. Biz de televizyonda o programı izliyorduk.

     Sonra hep beraber izlemeye başladık. Yarışmacılar hakkında yorumlar falan yaptık.

     Sonradan o programın da tadı tuzu kalmadı. Sonradan yayından da kalktı zaten.