Bir sabah uyandım ve yazar olmaya karar verdim. Yazar olmak için fular gerekirdi ama benim fularım yoktu. Hızlıca bir kahvaltı yapıp hemen bir fular almaya gittim. Gözüme ilk çarpan fuları aldım ve hemen eve geldim. Başka ne lazımdı? Bilgisayar. O zaten vardı. Hemen bir kahve yaptım kendime. Bilgisayarımı açtım. Word sayfası karşımdaydı. Tamam da şimdi ne yazacaktım? Aklıma bir şey gelmiyordu ki. Fulara da boşuna mı para vermiştim şimdi? Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir Keloğlan varmış. Ulan oldu mu bu şimdi? Çocuklara masal mı anlatıyorum? Olan şeyi yazmış olurum zaten. Ama bu Keloğlan’a farklı şeyler yaptırırsam o zaman bir masal olur işte. Ama bu Keloğlan’a ne yaptıracağım ki? En iyisi Keloğlan, “Yetti artık bu kellik. Ben de saç ektireceğim” desin. Hah, şimdi oldu. Masalı başlatmadan bitirdim. En iyisi ben roman ve hikaye okuyayım da kendimi geliştireyim.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #258: Uzaylılar hakkında birkaç komik not
*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #260: Hayata kısa bir mola
Yine neler yazıyorsun Feridun abi :D
YanıtlaSilGelişine yazıyorum kardeşim :)
Silyine deli saçması bi yazı :)
YanıtlaSilTamam da sen kimsin :)
SilKeloğlan'ın kuaför ücretlerinden haberi yok tabii. :)
YanıtlaSilHaberi olsa. Bırak kardeşim kel kalayım o zaman derdi muhtemelen :)
Silkeloglanın hey-kel ini yapsınlar :)
YanıtlaSilÇocukların çok hoşuna gider Deep :)
SilKeloğlan, Keloğlan olalı böyle masal görmedi. :)
YanıtlaSilFular hangi renkti bu arada? Renkten dolayı işlevsiz kalmış olabilir. :)
Çok ters köşe bir yerden yaklaştım olaya :)
SilFuların rengini hiç düşünmemiştim bak :)