Kişisel Blog Yazıları #244: Özgürlüğe giden durak

Otobüs tıka basa doluydu. Hava da sıcaktı. Ter kokuları ve ten kokuları birbirine karışmış, kimyasal bir karışım gibi kokuyordu. 

İşte bu ortam içinde ben de hayata tutunmaya çalışıyordum. 

Böyle bir ortamda anksiyetemin tutmaması içten bile değildi. 

Kendimi devamlı, “Sakin ol, sakin ol, derin nefesler al” diye telkin ediyordum. 

Ne derin nefesler alması. Ne yapıyordum ulan ben? Ortalıkta kimyasal bir gaz gibi bir koku varken ne derin nefesler alması. Ağzımdan nefes alıp veriyordum. 

Hayatım gözümün önünden geçiyordu. Ter kokuları arasında bu dünyadan göçmek istemiyordum. 

Buradan kurtulmamın tek yolu, otobüsten bir an önce inmemdi. 

Birkaç durak önce iner ve yürürdüm. Zaten hava da güzeldi. 

İnecek var düğmesine bastım. Otobüs ilk durakta durdu. 

İnsan selini yara yara ve hala ağzımdan nefes alarak otobüsün kapısından indim ve özgürlüğüme kavuştum.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #243: Bir kahve, bir mesaj ve can sıkıntısı   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #245: Bu gidişle Niçe değil, ben ağlayacağım

4 yorum:

  1. Bende de aynı sorunlar var. Kalabalık bir otobüs içinde yolculuk yapmak hiç çekilmez. kendimi kötü hissettiğim an hemen İlk durakta inerim.

    YanıtlaSil
  2. Valla ben de ordaymışım gibi hissettim... bir an önce inse diye içimden geçirdim. :D maske takmalı ve maskeye hafif bir kolonya sürmeli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İndi Momentos İndi sonunda :) Maskeyle nefes almak da o kadar zor ki :(

      Sil