Kişisel Blog Yazıları #120: Küçük mutluluk

Ramazan ayının ilk iftarını da yaptık. Ezanın okunmasını beklemek, topun patlamasını duymak- evet, biz de hala top patlıyor- sonra orucunu açmak. Özlemişiz. İftardan sonra içilen çay da bir başka oluyor hani. Hele de dışarda iftar açtıysanız. Yapılan çay servislerinin ardı arkasının kesilmediğini görüyorsunuz. Seviyorum o hengameyi. Çay tepsilerinde dumanı tüten çayların, çay severlere yetiştirilmesi. Al sana küçük mutluluk.  

Ramazan aylarında şunu fark ediyorum bir de: Normal zamanlarda yemek için çok zaman harcıyoruz. Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği. Aslında iki öğün de yetiyor işte. Zaten bazı uzmanlar da günde iki kez yemenin sağlıklı olduğunu savunuyorlar.

Star’da, Sevdiğim Sensin dizisini izledik. İkinci bölümüydü. Konu olarak bence güzel başladı. Ama önemli olan devamı. Yani senaryo. Eğer ki ellerinde güzel bir senaryo yoksa birkaç bölüme patlar bu dizi ve final yapar. Göreceğiz bakalım nasıl devam edecek dizi.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #119: İlk sahur- 2026    

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #121: İftar Sonrası Düşünceler: Tatlı, TV ve Kendi Yolunu Bulmak 

 

8 yorum:

  1. Ne güzel kalabalıksınız, o ortamda iftarın da sahurun da keyfi bambaşka. Yalnızken olmuyor :(
    Sevdiğim Sensin bence kötü gidecek bir dizi, senaryo hiç özgün değil, zengin çocuk, fakir kız bu konu sündüre sündüre kanser eder adamı. :/ beğenmedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blog İftarı yapabilsek ne güzel olur Momentos :) Evet, sündürülme ihtimali yüksek :)

      Sil
    2. Ah di mi yaa harika olurdu..

      Sil
  2. yerli diziler çok klişe :)

    YanıtlaSil
  3. Yaşım 41 oldu bu yaşıma kadar daha oruç tutamadım nedense aç kalamıyorum 😓

    YanıtlaSil