Ramazan ayının ilk iftarını da yaptık. Ezanın okunmasını beklemek, topun patlamasını duymak- evet, biz de hala top patlıyor- sonra orucunu açmak. Özlemişiz. İftardan sonra içilen çay da bir başka oluyor hani. Hele de dışarda iftar açtıysanız. Yapılan çay servislerinin ardı arkasının kesilmediğini görüyorsunuz. Seviyorum o hengameyi. Çay tepsilerinde dumanı tüten çayların, çay severlere yetiştirilmesi. Al sana küçük mutluluk.
Ramazan
aylarında şunu fark ediyorum bir de: Normal zamanlarda yemek için çok zaman
harcıyoruz. Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği. Aslında iki öğün de yetiyor
işte. Zaten bazı uzmanlar da günde iki kez yemenin sağlıklı olduğunu
savunuyorlar.
Star’da,
Sevdiğim Sensin dizisini izledik. İkinci bölümüydü. Konu olarak bence güzel
başladı. Ama önemli olan devamı. Yani senaryo. Eğer ki ellerinde güzel bir
senaryo yoksa birkaç bölüme patlar bu dizi ve final yapar. Göreceğiz bakalım
nasıl devam edecek dizi.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #119: İlk sahur- 2026
*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #121: İftar Sonrası Düşünceler: Tatlı, TV ve Kendi Yolunu Bulmak
Ne güzel kalabalıksınız, o ortamda iftarın da sahurun da keyfi bambaşka. Yalnızken olmuyor :(
YanıtlaSilSevdiğim Sensin bence kötü gidecek bir dizi, senaryo hiç özgün değil, zengin çocuk, fakir kız bu konu sündüre sündüre kanser eder adamı. :/ beğenmedim.
Blog İftarı yapabilsek ne güzel olur Momentos :) Evet, sündürülme ihtimali yüksek :)
SilAh di mi yaa harika olurdu..
SilEvet, Momentos :)
Silyerli diziler çok klişe :)
YanıtlaSilEvet, Deep :)
SilYaşım 41 oldu bu yaşıma kadar daha oruç tutamadım nedense aç kalamıyorum 😓
YanıtlaSilOlur kardeşim. İnsanlık hali.
Sil