Evde bizimkilerle konuşurken konu bir anda Mısır’daki dededen miras kalma konusuna geldi. “Ana, Mısır’da dedemiz var mı bizim?” dedim. Bir anda sorunca o da şaşırdı, “Bilmem” dedi. Yokmuş, yokmuş. Kesin bilgi, yayalım. İşin şakası bir yana da. Bizim kültürümüze nereden gelmiş acaba bu Mısır’daki dededen miras kalma konusu? Kafamda deli sorular. Hazır bu soruyu sormuşken Google’dan arattım konuyu. Ekşi Sözlük’te Oyvind adlı bir kullanıcı şöyle yazmış: “Türk senaristlerinin, filmimizin kahramanının tam paraya ihtiyacı olduğu bir anda zengin olmasını sağlamak için sürekli kullandıkları can simidi” demiş. Bunu okuyunca hemen aklıma Ediz Hun ve Filiz Akın’ın oynadığı bir film geldi. Filiz Akın, yaralı yüzlü eski kocasının yani Ediz Hun’un ameliyat olması için, Ediz Hun’un arkadaşına Mısır’daki dedesinden miras kalmış gibi para göndertiyordu bir avukat aracılığıyla. Şehir efsanesi diyen var, dolandırıcıların kullandıkları bir yöntemmiş ve kaynağı belirsiz paralar zamanında böyle açıklanırmış falan. Benim bulduklarım bunlar millet. Alın şimdi bu bilgiyi ne yaparsanız yapın.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #212: Dünya Kupası hayal kırıklığı
*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #214: Blog Forum ile yeni yayınlanan blog yazılarından 3 dakika içerisinde haberdar olma
boğaz köprüsünü satıyorlarmış ya :)
YanıtlaSilEvet, Deep :)
SilYeşilçam filmlerinin ne hayata ne ahlak ve kültürümüze uymayan mevzularından biri olsa gerek.
YanıtlaSilYakın zamanda iki filme denk geldim. Biri Fatma Girik diğerinde de Filiz Akın oynuyordu. İkisi de gayri meşru çocuk edinip bunu gizliyorlardı. Yıllar sonra haberi olma mevzusu. Buna da sözde aşk diyorlar. Zinayı, içkiyi, kumarı sanki meşru imiş gibi gösteren filmler. Hatta çocuklara hırsızlık yaptırıp bunu sevimli bir şeymiş gibi gösteren filmler de oluyor.
Gün geçtikçe daha da kötüleşen ortam.
SilInsallah büyük büyük büyük büyük dedem Mısırlıdır da hak ettiğimiz miras bizi bulur:)
YanıtlaSilİnşallah :)
Sil