Otobüsün açık olan kapısına yaklaştım. Kafamı
içeri uzattım. “Abi Çilimli’den geçiyor mu?” dedim. “Geçer” dedi otobüs şoförü.
Bindim otobüse. Şoförün hemen arkasındaki çiftli koltuğa, cam kenarına oturdum.
Cebimden bozuklukları çıkardım. İçinden üç lira ayırıp, şoföre uzattım. Sonra camdan
dışarıyı seyre daldım. Otobüste, cam kenarında oturmayı ve etrafı izlemeyi
seviyorum bende, bir çok kişi gibi. Az ileride, ışıklara takıldık. Şöyle bir
dışarıya baktım. Arabalar, vızır vızır gidiyorlar. Işıklarla her taraf
aydınlık. Herkes evine gitme telaşı içinde. Çok sevdiği ailesiyle mutlu ve
huzurlu saatler geçirmek için. Eve gitme telaşı içinde olanlar içinde ben ve otobüsteki herkes de var.
ÇAY
KANSER YAPIYORMUŞ
Bunu düşününce, bir anda huzurla
doluyorum. Arkama dönüp otobüsteki herkese bakıyorum. Otobüs fazla kalabalık
değil. Tekrar önüme döndüm. Şoförün yanında iki kişi oturuyor. Konuşmalarından,
şoförle arkadaş oldukları belli. Tatlı bir sohbet tutturmuşlar. Onlara kulak
verdim bende. Cam kenarındaki adam, çayla ilgili bir şey duymuş, onu anlatıyor.
“Bir-iki saat önce demlenmiş, bayat bir çayı bardağa koyduğunda, tortuları
oluyormuş. O tortular bardağın dibine iniyormuş. O çayı içince de o tortu,
boğazlara yapışıp kanser yapıyormuş” dedi. Hemen yanındaki bir diğer adamsa
buna karşılık, “Ha bi gün önce ölmüşün, ha bi gün sonra ölmüşün ne farkeder”
dedi. Bu tip tatlı konuşmalar her zaman olur otobüslerde.
YARDIMLAŞMANIN GÜZELLİĞİ
Bunun üzerine şoför girdi konuşmaya ve son
sözü o söyledi. Gülümseyerek, “Bi bağıra bağıra ölmek var, birde normal ölmek
var” dedi. Otobüs yine bir durakta durdu. Otobüse önce, elindeki bir bebekle
genç bir kız bindi. Onun arkasından, elinde bebek arabasıyla bir kadın ve 5-6
yaşlarında bir kız. Sonradan binen kadın, elinde bebeği tutan kıza, “Siz oturun
ben bebeği alırım” dedi. Meğer bebek, sonradan binen kadınınmış. Genç kızdan
yardım istemiş. Kadın, otobüs parasını uzattıktan sonra kızın kucağından
bebeğini aldı ve kıza, “Çok sağol” dedi. “Yardımlaşmak ne güzel” dedim içimden.
Bu duyguları yaşattığı için, otobüs yolculuklarını seviyorum. Tekrar camdan
dışarıyı seyretmeye başladım. İçimdeki huzurla.
Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com
Toplu taşıma kullanmayalı 15 yıl oldu. Öncesinde de çok kullanmışlığım yoktu ama sayılı kullanım zamanlarımda bile hep sıkıntı yaşadım. O yüzden sevmem toplu taşımayı. Ama etrafı gözlemlemek, insanların konuşmalarına kulak kabartmak, bazen de hal ve tavırlarına bakarak tahminlerde bulunmak en sevdiğim şeydir.
YanıtlaSilBende gozlemlediklerimi, hissettiklerimi sizlerle paylaşmak istedim Yağmur. Değerli yorumun beni mutlu etti.. Sevgilerle.
SilGözlem yeteneği gelişiyor böyle yerlerde.
YanıtlaSilHem de nasıl. Değerli yorumunuz mutlu etti beni. Sevgilerle.
SilToplu taşımanın kalabalıklarla işkenceye dönüştüğü zamanlar hariç, yardımlaşmalara tanıklık etmek çok güzel ;)
YanıtlaSilİnsana yaşama sevinci aşılıyor yardımlaşmalar :) Değerli yorumunuz beni mutlu etti. Sevgilerle.
SilBu akşam minibüse bindim her akşam olduğu gibi :) Bir tane yolcu bindi telefonla konuşuyordu. Şoför bağırdı "kardeşim telefonun sırası değil şimdi kapıyı kapatıyorum sıkışma orada bir yere."
YanıtlaSilGözlem diye buna derim :) Değerli yorumunuz beni mutlu etti. Sevgilerle.
SilPek çok dünyanın bir araya gelmesi gibidir otobüsler, minibüsler. Beyinsiz Adam'ın Yazıklar Olsun kitabını okumuş muydun bilmiyorum. Kitabın büyük bir bölümünde iş görüşmesine giden bir gencin dolmuş macerası anlatılıyor. Çok eğlenceliydi. Güzel gözlemler vardı yolculara dair. Onu hatırladım yazını okuyunca. Selametle erenler ⭐
YanıtlaSilO kitabı okumadım. Ama otobüs yolcuları ilgimi çeken bir konu. Daha doğrusu insan davranışları. Bu yüzden okumak isterim. Değerli yorumun beni mutlu etti. Selametle.
SilCem, İstanbul'da yaşadığım seneler boyunca çok kereler bindim toplu taşıma araçlarına.Çok gözlemlerim de oldu.Aslında trafiği rahatlatan emektar otobüslerin, daha ucuza gidebildiğimiz minibüs ve halk otobüsleri de dahil bu araçların ne kadar özverili çalıştıklarını bilir ve takdir ederim.Ben de cam kenarını severdim.Bu araçlara binmenin tadı da başkaydı.Artık arabada götürüyor, getiriyor kızım.Zira dizlerim senelerin yorgunluğunu kaldıramıyor.Ama yolda giderken yanımızdan geçen toplu taşıma araçlarında insanların bazen tıklım tıklım dolduklarını görünce üzülürüm.Hasbel kader bir yolcu rahatımızı görmesin diye bakışlarımı kaçırırım.Çok güzel anlatmışsın.O günlerim geldi aklıma.Sevgilerimle Cem :)
YanıtlaSilEkranlardan gördüğümüz kadarıyla İstanbul'da ulaşım için otobüsleri kullananlar devamlı balık istifi gibi yolculuk yapıyorlar. Bu yönden İstanbul'da yaşamadığım için şanslıyım galiba. Bizim burada yani Düzce'de her zaman otobüsler öyle tıklım tıklım olmaz. Biz İstanbul'lulara göre otobüslerde daha rahat yolculuğa alışığız. O günleri size hatırlatabilmek güzel benim açımdan. Değerli yorumunuz beni mutlu etti. Sevgilerimle.
SilDaha önce bu yazıya yorum yaptım ama sanırım bir bağlantı hatası nedeniyle gitmemiş :)) Ben uzun otobüs yolculuklarını bir başka seviyorum mesela . Bilmiyorum sizce de öyle mi ?
YanıtlaSilBende çok seviyorum uzun yolculuklari. Hele ki geceleri bi başka oluyor. Değerli yorumunuz mutlu etti beni. Sevgilerle.
Silİnsan manzaraları =). Toplum olarak bazen çok şevkatli, yardım sever, bazen de çok duyarsız ve umursamaz olabiliyoruz. Yine de pek çok topluma göre çok daha duyarlı olduğumuza inanıyorum. Çok güzel bir gözlemleme olmuş. Bizimle paylaştığın için teşekkürler.
YanıtlaSilİnsan manzaralarını seviyorum :) Değerli yorumunuz beni mutlu etti. Sevgilerimle.
SilGüzel ülkemin kendine has özelliği değil midir bu. Ne mutlu bizlere.
YanıtlaSilBöyle bir ülkede yaşamak gerçekten çok güzel. Değerli yorumunuz beni mutlu etti. Sevgilerle.
Sil