Sayfalar

Sayfalar

Kişisel Blog Yazıları #236: Hayalindeki mesleğe kendini adamak

Yıllar sonra yine voleybol oynadım. En son ortaokulda oynamıştım. Biraz da basket oynadım.

Bizim burada spor salonu var. Oraya gittik. Voleybol ve basketbol oynamaktan zevk aldım.

“Ulan belki ben de bir basketçi ya da voleybolcu olabilirdim” dedim.

Hemen aklıma bir basketçinin sözü geldi. Hangisi söylemişti hatırlamıyorum şimdi.

Tam 9 bin başarısız basket attığını söylemişti. Büyük basketçi kolay olunmuyor işte.

Devamlı denemek, devamlı pratik yapmak lazım. Bir şeyin üstüne ne kadar eğilirsen o kadar iyi. O kadar kendini geliştiriyorsun.

Yaptığın işle kafayı bozmak gerekiyor galiba. Ya da buna yapmaktan zevk aldığın işinle ya da hobinle kafayı bozmak da diyebiliriz.

24 saatini onunla geçirmek.

Yine bir filmde. Öğretmen filmiydi.

Filmde basketbol koçu, öğrencilerinden basketbol topunu her an yanlarında taşımalarını istiyordu.

24 saat boyunca. İşte böyle şeylere hayranım ben. Bir işe kendini adamak gibisi var mı ya.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #235: Biri beni durdursun   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #237: Bir günün içinden

8 yorum:

  1. Severek yapılan her iş güzeldir. :)

    YanıtlaSil
  2. voleybol maçlarını izlemek sayılır mıı :)

    YanıtlaSil
  3. Bin kere düşsek de bin kere kalkacağız.

    YanıtlaSil
  4. Küçüklükten kalma bir fobim var benim. Yüzüme bir şey yaklaşırken abartılı tepki veriyorum kendimi korumak için. Şundan dolayı böyle diyemem net olarak ama bir tahminim var. Zaten önemli değil nedeni muhtemelen ama bu nedenle hep toptan da korktum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Voleybol oynarken ara ara ben de çekindim suratıma gelecek diye :)

      Sil