Kişisel blog yazıları serisinin yeni bir yazısını yazmak için yine bilgisayarımın başına geçtim.
Ama
yazacak bir şeyim yok. Saat 22:35 geçiyor.
Hava
sıcak ve pencere, sonuna kadar açık. Ama yine de bir şey ifade etmiyor.
Bizimkiler,
Atv’de, Var Mısın Yok Musun’u izliyorlar.
Aslına
bakarsanız anlatacak başka bir şey de yok.
Ama
yine de bir şeyler yazmak istiyorum.
Yazarlık
dediğimiz olay, aklına bir şey gelmeyince ya da ilham gelmeyince de yazmak
demek değil midir?
İşte
ben de onu yapıyorum. Zinciri koparmamaya çalışıyorum.
Zincir
önemli, alışkanlık önemli.
Hayatta
sevdiği şeyleri, alışkanlık haline getirmeli insan. Artık o şey, bir
alışkanlıktan çıkıp, seni tanımlayan bir şey halini almalı.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #247: Mehmet Demirkol, Socrates’ten ayrıldı
*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #249: Gece, deniz ve bir kedi
Hayatta sevdiği şeyleri, alışkanlık haline getirmeli insan. Artık o şey, bir alışkanlıktan çıkıp, seni tanımlayan bir şey halini almalı.
YanıtlaSilBu cümleye katılıyorum ama sevdiğinden ziyade, faydalı diyebilirim.
Mesela insanlar içkiyi sigarayı da seviyorlar.
Aynen. Onlara dalarsa insan, hayatını bitirir.
SilHayatta sevdiği şeyleri, alışkanlık haline getirmeli insan. Artık o şey, bir alışkanlıktan çıkıp, seni tanımlayan bir şey halini almalı. sahiden de öyle.
YanıtlaSilYani insanlar seni, yani Bir Leylak'ı gördüğünde akıllarına ne gelir :)
Sildert etme seninde aklına gelir :)
YanıtlaSilMoral verici bu cümlen için çok teşekkürler Velvet :)
Sil