Saat 22.02 geçiyor. Ben bilgisayarımın karşısına geçmiş bu yazımı yazıyorum. Yanımda da çayım var. Dışarda da kar. Bir parmak kadar. Nerede eskisi gibi dizlere kadar yağan karlar. Yok efendim yok. Eskiler başkaydı. Eskiden yapay zeka mı vardı efendim? Herkesin zekası kendineydi. Herkesin, kendine yetecek kadar zekası vardı. Bir de keleş oğlan vardı ki sormayın. Keleş oğlan kim mi? Kim olacak yahu, Keloğlan. Çok akıllıydı ve sivri zekalıydı. Bakın o zamanlar sivri zeka varmış işte. Her şey yapay zeka ile başlamadı yani. Bir de Nasreddin Hoca vardı. Verdiği cevaplar karşısında millet, öylece kalırdı. Ne diyeceğini bilemezdi. Hazır cevaptı rahmetli. Bu yazı nasıl başladı, nereye gitti böyle? Bu akşamlık da böyle bir yazı olsun o halde.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #87: Yapay zekaya göre ben kimim? Posterimi yaptı.
*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #89: Geceden çalmaya çalışırken...
Aynı jenerasyon insanıyız demek ki :)
YanıtlaSilSıcacık çay her daim iyidir, arkadaşlarım güzel çay demlediğimi söyler. Keloğlan, Nasreddin hoca hikayeleri ile büyüdük.
Aynı jenerasyon olmamıza sevindim :)
SilNasip olursa bir gün içeriz çayınızı. Keloğlan filmlerini çıkarsa hala izlerim ben. Rüştü Asyalı'nın oynadığı.
Çay, kar ve gece ne güzel :)
YanıtlaSilEvet :)
SilGülümsedim okurken :) Herkesin zekası kendineydi valla :)
YanıtlaSilÇok teşekkürler :) Öyleydi ama :)
SilBugün yağıp hemen eridi. Nerde eski karlar.
YanıtlaSilAynen kardeşim. Nerede o eski karlar?
Silgarfield var bir de hepimiz onun gibi olmak isteriz :)
YanıtlaSilEvet, onu nasıl unuttum Deep :)
Silçayım var, kar yok...
YanıtlaSilbiraz buralara üflesene Cem :)
Olur :)
Sil